İstanbul'da sahte altın skandalı: 7 sanık için 73 yıla kadar hapis talebi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, değersiz metalleri altın gibi göstererek piyasaya süren büyük çaplı kuyumculuk şirketine yönelik iddianameyi tamamladı. NZP Gold ve bağlantılı şirketlerin yöneticileri hakkında ağırlaştırılmış suçlardan 73 yıla kadar hapis cezası istendi.

İstanbul'da sahte altın üretimi iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, ağır ceza mahkemesi tarafından kabul edildi. NZP Gold isimli kuyumculuk şirketi ve bağlantılı kuruluşların yöneticilerinden oluşan yedi tutuklu sanık için toplam 73 yıla kadar hapis cezası talep edildi.
Değersiz Metallere 'Altın' Görünümü Verildi
İddianamede yer alan bilgilere göre, şüpheliler çinko ve bakır gibi değersiz metalleri çeşitli işlemlerden geçirerek altın görünümü kazandırdı. Üretilen sahte ürünlerin, düzenlenen sahte sertifikalar ve ambalajlarla birlikte internet üzerinden satışa sunulduğu belirlendi.
Soruşturma dosyasında ayrıca dikkat çeken bir detay ortaya çıktı. Üretimde kullanılan bazı hammaddelerin kaçak yollarla yurt dışından getirtildiği, ürünlerin bir kısmının ise Kapalıçarşı'daki Ayaklı Borsa üzerinden temin edildiği kaydedildi.
Osmanlı Sikkeleri Taklit Edildi
Yürütülen teknik incelemeler, şüphelilerin Sultan V. Mehmet Reşad dönemine ait sikke kalıplarını taklit ettiğini gözler önüne serdi. İddianamede NZP Gold ve bağlantılı şirketlerin yetkili rafineri statüsüne sahip olmamasına rağmen altın üretimi yaptığı vurgulandı.
Öte yandan Türk Patent ve Marka Kurumu'nun, taklit ürünlerin piyasadan çekilmesi amacıyla şirkete resmi ihtarda bulunduğu, ancak bu uyarının dikkate alınmadığı bilgisine dosyada yer verildi.
MASAK Raporu Şüpheli Buldu
Soruşturma kapsamında dosyaya dahil edilen Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporunda, şirketin 50 milyon liralık sermaye artırımının şüpheli işlem olarak değerlendirildiği bildirildi.
Sanıkların Savunması
Tutuklu sanıklar ifadelerinde, üretilen bazı ürünlerin demo amaçlı olarak piyasaya sürüldüğünü, bir kısmının ise 2023 yılındaki mevzuat değişikliğinden önce üretildiğini ileri sürdü. Savunmaların mahkeme sürecinde değerlendirileceği bildirildi.

